Vietnam’ın hikâyesi büyümeye örnek mi?

SERVET YILDIRIM – Vietnam son yılların en başarılı ekonomilerinden. Geçen yıl yüzde 8’in üzerinde büyüdü. 2010 yılından bu yana ortalama yıllık büyüme ise yüzde 6’ya yakındı. Ülkenin bu parlak performansını önümüzdeki yıllarda da sürdürmesi bekleniyor. Bizim gibi büyümeye çalışan ekonomilerin Vietnam örneğinden çıkaracağı dersler olabilir mi?

Çok fazla detaya girmeden söylemek gerekir ki; Türkiye ekonomisi an itibariyle küresel ölçekte Vietnam’dan çok daha iyi bir konuma sahip. Nüfusu bizden fazla olsa da Vietnam büyüklüğü itibariyle bizden daha küçük bir ekonomi. Dolayısıyla kişi başına düşen gelirde de oldukça altımızda. Ancak parlak bir ekonomik görünümü var. Bu hızla giderse 2050’de bizden daha büyük bir ekonomi bile olabilir. Bu nedenle Vietnam’ı parlatan nedenlere yakından bakmak ve bunların bizim gibi ekonomiler için ne kadar geçerli olabileceğini görmek gerekir.

– Vietnam’ın en büyük avantajı diğer rakiplerine göre düşük olan imalat maliyetleri. Çin’de imalat sanayiinde ücretler son yıllarda hızla artarken Vietnam düşük düzeyini koruyor.

– Vietnam’ı Vietnam yapan önemli bir faktör nüfusu ve eğitimli iş gücü. Güler yüzlü ve pozitif insanların memleketi Vietnam. Uzun yıllar savaş ortamında yaşamasına rağmen barış yanlısı ve şiddet karşıtı. Ruhsatlı bile olsa silah sahibi olunamayan nadir ülkelerden.

– Yabancı yatırımcılar için cazip bir ülke Vietnam. Sadece geçen yıl 22.4 milyar dolarlık yabancı doğrudan yatırım gelmiş ülkeye. Bu giriş önümüzdeki 10 yıl boyunca devam edecek.

Vietnam’ı alternatifi olan Çin ABD ile zorlu bir ticaret savaşına girdi. Şu ana kadar ki sonuçlara göre bu savaşın galibi ne Çin, ne de ABD. Bence bu ticaret savaşının galibi Vietnam. ABD Çin’den gelen mallara uyguladığı vergi ve tarife oranlarını artırdıkça Vietnam malları daha fazla imkân buluyor. Bu nedenle imalatçılar Çin’den çıkarak üretimi başta Vietnam olmak üzere diğer Asya ülkelerine kaydırıyorlar. Çin’den kaçan yabancı yatırımcıların da en gözde adresi. Biz bir ara Türkiye’ye de gelirler diye ummuştuk ama öyle olmadı. Kaçan Vietnam’a gidiyor.

Tercih ediliyor

– Pandemi döneminde yaşananlardan sonra çok uluslu şirket olup da tedarik zincirlerini çeşitlendirmeyeni dövüyorlar. Biz bu süreçte “pay alırız” diye umutlanmıştık ama olmadı. Vietnam ise bu arayışta olan şirketler özellikle Japonlar ve Koreliler için tercih edilen ülke haline geldi.

– Serbest ticaret anlaşmalarını en iyi kullanan ülkelerden biri Vietnam. Özellikle ABD ve AB ile yapılan anlaşma ile turnayı gözünden vurmuşlar. Vietnam’ın en büyük ihracat pazarı bir zamanlar ölümüne savaştığı ABD. İki ülke arasındaki ticaret dengesi 100 milyar doların üzerinde Vietnam lehine. Asya ülkelerinin oluşturduğu ASEAN serbest ticaret bölgesi de Vietnam’a hizmet ediyor.

ASEAN üyeleri arasında tarifelerin kaldırılmış olması burayı Vietnamlı üreticiler için rahatça at koşturabildikleri bir pazar haline getirmiş. Şimdi de Kanada, Meksika ve Japonya’nın da aralarında yer aldığı 11 Pasifik ülkesinin oluşturduğu CPTPPP’ye üye oldu. Bu ortaklığa yakında İngiltere de katılacak. AB ile 2020’de imzalanan serbest ticaret anlaşması ülkeye ayrı fırsatlar sunuyor. Bu anlaşma kapsamında ikili tarifeler gelecek yıllarda kademeli olarak kaldırılacak.

Diğer bir ortaklık ise RCEP adıyla 10 ASEAN ülkesinin yanı sıra Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda ile oluşturulmuş.

Yatırım dostu ortam önemli

Vietnam için saydığımız faktörlerin bir kısmı bizim gibi ülkelerin kalkınması için de olmazsa olmazlar arasında. Mesela eğitimli işgücü olmadan olmuyor. Üretim maliyetlerinin düşük ya da makul seviyelerde tutulması şart. Tamamen iç talebe değil ihracata da dönük bir yapı gerekiyor. Bunun için serbest ticaret anlaşmaları gibi hızlandırıcılara ihtiyaç var.

Bu anlamda AB ile gümrük birliği anlaşmasını imzalamış olmamız bir avantaj.

Yatırımcının radarı

Önceliğimiz bu anlaşmanın kapsamının genişletilmesi ve AB’nin imzaladığı diğer serbest ticaret anlaşmalarına taraf olabilmek olmalı. İhracat ekonomisi olabilmek için çok sayıda ve çok çeşitli ülkelerle ticaret yapmak iyi olur ama ihracat ekonomisi olma iddiasında olan her ülke arkasını 1 – 2 büyük ve istikrarlı pazara dayamak zorunda.

Bu pazarlar Vietnam için bir zamanlar kıyasıya savaştığı ABD ve AB. Aynı şekilde bizim de AB gibi lojistik ve gümrük avantajımız olan istikrarlı bir pazarımız var.

Vietnam birçok ülkenin aksine yabancı yatırımcıyı ürkütmek yerine çekebiliyor. Aslında bir tavuk – yumurta durumu yaratmış. Ülkenin parlak büyüme performansı yabancı yatırımcıyı çekiyor, yabancı yatırımcı geldikçe ülke parlak büyüme performansı gösteriyor. Yatırımcılar için yatırım dostu bir ortam yaratmak önemli. Bu ortam varsa yabancı doğrudan yatırımcıların radarına giriyorsunuz. Sonrası sizin yüksek teknolojili yatırımları çekebilme becerinize yani bunun için uygun ortamı yaratmanıza kalıyor.

Vietnam’da büyüme yüksek ama enflasyon düşük. Yüzde 3.5 dolayında seyreden bir enflasyon var. Model sağlam olunca enflasyon yaratmadan büyümek de mümkün olabiliyor. Bu da Vietnam hikâyesinden çıkarılacak son ders. Demek ki; ikisi bir arada olabiliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir